Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.
Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Galatasaray'ın yeni gurbetçilerinden. Barış Özbek Henüz 21 yaşında ve Almanya Ümit Milli Takımı'nda oynuyor. Kendisini Almanya'da yarım sezon boyunca izleyip transferini gerçekleştiren Feldkamp'ın gözüne kısa sürede girdi. Futbolun iki yönlü oynanması gerektiğine inanıyor ve özelliklerini "Hem defansta hem de ofansta görev alabiliyorum. Top rakipteyken agresif olmaya ve top çalmaya bayılıyorum. Ama top bendeyken özelliğim değişiyor. Teknik futbolcu olmayı, topu alınca oynamayı seviyorum" sözleriyle anlatıyor.
Seni Almanya'dan Galatasaray'a transfer olduğunda tanıdık. Öncelikle bize biraz geçmişinden ve ailenden söz eder misin?
Almanya'da 1986 yılında Castrop Rauxel'de doğdum. Ailem 20-25 yıl kadar once Ankara'dan Almanya'ya yerleşmiş. Babam madende çalışıyor, iyi bir işi var. Annem ise ev hanımı. Ben üç erkek kardeşin ortancasıyım.
Futbolla ilk buluşman nasıl oldu?
Futbolla 6 yaşındayken tanıştım. Yaşadığımız bölgede insanlar futbola çok düşkündü. Sokakta hergün top oynardık. Aslında bir kulüpte oynamak gibi bir düşüncem yoktu ama annem beni götürüp Schwerin adlı takıma yazdırdı. Kardeşim Ufuk yeni doğmuştu. Dün gibi hatırlarım; annem, ben ve bebek arabasında Ufuk birlikte gittik kulübe. İlk maçımda çok iyi bir performans sergiledim. 12-0 gibi bir skorla yendik ama hiç gol atamadım ve çok sinir oldum. O zamanlar Tugay hayranıydım. Onun gibi 5 numaralı formayı giymek istedim. Ama vermedi hocam, "Sana 10 numarayı verdim" dedi. Çok çalım atıyor, iki-üç kişiyi geçmeden topu bırakmıyordum. O maçta gol atamayınca babam da dalga geçti benimle. Ama sonraki maçlarda çok gol attım, gol krallıklarım da oldu.
UEFA zaferinde ağladım
Futbolu tercih etmenin nedeni neydi?
Babam futbolla çok ilgilenir, severdi ve beni küçükken sık sık maçlara götürürdü. Ailece Galatasaray'ı severiz. Zaten Galatasaray'ın Avrupa'daki başarısı beni çok etkiledi. Futbola bağlanmamı sağladı. Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı kaldırdığı gün bayram günü gibiydi. Tüm aile evde maç seyrediyorduk. Çok gururlandık ve gözlerimden yaşlar geldi. Küçüklüğümden bu yana Galatasaray'a hayranlığım sürüyordu ama profesyonel hayata geçince farklı bakmak gerekiyordu. Buna rağmen şanslıydım ve hayranı olduğum, hayalini kurduğum takımda oynuyorum şimdi. Hakan ağabey, Hasan ağabey gibi oyuncularla oynamak ayrıca gurur verici.
Almanya'da hangi takımlarda forma giydin?
Almanya'da karma takımlar olur; orada göze batmışım. 12 yaşındayken büyük takımlardan Borussia Dortmund ve Schalke 04'ün altyapılarından teklifler aldım. Ama Ben Wattenscheid'ı tercih ettim. Halil ve Hamit Altıntop da orada oynuyordu. Orada Türk oyunculara iyi davranılıyordu. Bir Türk olarak zorlanıyorsun ve böyle şeyler önemli. Üç sezon o takımda oynayıp Schwerin'e döndüm. Bir sezon sonra da Hordel'e geçtim. Ardından Essen'in altyapısına gittim. Profesyonel futbol hayatım da 17 yaşındayken orada başladı.
2. Bundesliga ve Rot Weiss Essen günlerini anlatır mısın?
Essen'e gelişimde Wattenscheid'daki antrenörüm etkili oldu. Onunla birlikte Essen'e geçtik. Çok büyük umutlarla alınmamıştım. Ama çok çalıştım ve tabii çok güzel günler yaşadım. İki sezon altyapıda oynayıp Serkan Çalık'la birlikte üst takıma geçtik. Oradaki antrenörüm Jorn Heinz, çok üzerime düşerdi ve bana katkısı çok büyük oldu. Aslında Almanlar Türk kökenlilere çok ilgi göstermezdi. Ama o her zaman bana "Sen bir elmassın, seni sürekli işlemek lazım" derdi. İki sezon Essen'de A takımda oynadım. İlk sezonumda Alman Üçüncü Ligi'ndeydik ve ayağım kırılmıştı. Dört ay sakat kalınca fazla forma şansı bulamadım. Ama takım 2. Lig'e çıktığında 25 maçta oynadım. Orada iyi form tutturunca Alman Genç Milli Takımı'na da çağırıldım.
Daum'un takımını ezip geçtik
Başka gurbetçi futbolcular da var mıydı Essen'de?
Essen'in orta sahası Türklere emanetti. Ali Bilgin bizden bir sezon önce Türkiye'ye geldi. Ben ve Serkan Çalık Galatasaray'a transfer olduk. Barbaros Barut Kasımpaşa'ya geldi. Orada sadece Ferhat Kıskanç kaldı. Daum'un takımını ezdik geçtik. Hayatım boyunca unutamayacağım çok güzel bir maçtı. Şampiyonluğa oynayan FC Köln'ü 5-0 yendik. Ferhat, Barbaros ve Serkan birer gol atmış, ben de iki golün asistini yapmıştım.
Almanya'da top koşturan gurbetçi futbolcuların durumu nasıl? Yeni yıldız adayları var mı?
Türk kökenli futbolcu için Almanya çok zor. Eğer profesyonel olabildiyse çok zor aşamalardan geçmiş demektir. Çünkü Almanya'da disiplin en önde gelir. Türk arkadaşlarımın da çok disiplinli olduğunu söyleyemem. Hemen pes etmeleri ve disiplinsizlik en büyük sorunları. Genç bir futbolcu için en önemli dönem 17-18 yaşları. O yaşta gece hayatı, dışarıya çıkmak, kız arkadaşlar edinmek gibi şeyler başlıyor ve disiplin kalmıyor. Türk futbolcular belli bir yaşa kadar çok iyi. Ama yaş 17-18 oldu mu işler tersine dönüyor ve başarılı futbolcu sayısı azalıyor.