Piczo

Log in!
Stay Signed In
Do you want to access your site more quickly on this computer? Check this box, and your username and password will be remembered for two weeks. Click logout to turn this off.

Stay Safe
Do not check this box if you are using a public computer. You don't want anyone seeing your personal info or messing with your site.
Ok, I got it
ANASAYFA
M. Yozgatlı: "Takım oyuncusuyum"
Üç büyük takım formasını giyen gelmiş geçmiş 7 futbolcudan biri Mehmet Yozgatlı. UEFA Kupası, Süper Kupa, Süper Lig ve Türkiye Kupası şampiyonluklarını bolca tatmış bir oyuncu. Galatasaray'da ve Fenerbahçe'de "benchten gelen adam" rolüne bürünse de asla küsmeyen ve hep emre amade görüntüsüyle görevini yapan bir kurtarıcı oldu. Bu nedenle de son transferini Beşiktaş'a yapmayı başardı. Saha içinde verilen işi aksatmadan yapan, özel hayatında da sessiz, sakin, ailesine düşkün gerçek bir profesyonel.
28 yaşındasın ve Galatasaray, Fenerbahçe derken şimdi de Beşiktaş'tasın. Üç büyük takımın da formasını giyen birkaç futbolcudan biri olmak nasıl bir duygu?


Üç büyük takımda oynayan 7 oyuncudan biriyim ve bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Bunu başardığım için de çok mutluyum. Bu unvan bana gurur veriyor.


Bazı oyuncular için bir camiaya mâlolmak önemlidir. Bazıları ise bu konuda daha

profesyonelce düşünür. Sen ikinci yolu tercih edenlerdensin. Neden kalıcı olmayı değil de gezginliği tercih ettin?


Biraz da olaylar böyle gelişti. Benim önemli hedeflerimden biri büyük takımların formasını giymekti. Önce Galatasaray, sonra Fenerbahçe derken şimdi de Beşiktaş'tayım. İnşallah böyle devam eder ve ileride de Avrupa'da oynarım. Neden bir takımda kalıcı olmadığıma gelince, bu benim tercihimdi. Önüme çıkan daha iyi şartları değerlendirdim.


Tercihlerimde teknik adamlar önemli


"Benim tercihimdi" derken, tercihlerinde seni yönlendiren ana faktör neydi? Kulüp tercihlerinde neyi ön planda tuttun?


Maddi düşünceler benim için asla ön planda olmadı. Bu Galatasaray'da da Fenerbahçe'de de böyleydi, Beşiktaş'a gelirken de böyle oldu. Önceliğim teknik adamların kimliğiydi. Gittiğiniz takımda teknik direktörün kim olduğuna bakmanız gerektiğini düşünüyorum. Zamanında futbol oynamış ve belli bir kalite düzeyinin üzerine çıkmış teknik direktörlerin bana daha fazla katkı sağlayacağı fikrindeyim. Galatasaray'a gittiğimde Fatih Hocam vardı. Onun hem futbolculuk hem de teknik adamlık kariyerini herkes biliyor. Fenerbahçe'ye gittiğimde takımın başında Daum vardı. O da kalitesi ve karakteri yüksek bir hocaydı. Ardından gelen Zico da dünyanın en önemli futbolcularından birisiydi. Şimdi de Beşiktaş'ta Ertuğrul Hocam var. O da zamanında çok iyi bir oyuncuydu. Teknik adamlık ve insanlık kalitesi de herkesçe malûm. Bu nedenle son transferimde Beşiktaş'ı tercih ettim.


Beşiktaş'a gelmeden önce başka kulüplerden de teklifler almış mıydın?


Evet, Beşiktaş'a gelmeden önce Schalke ile yüzde 80 anlaşmıştım. Hemen hemen her şey bitmişti. Almanya'ya ev bakmaya bile gitmiştim. Ama Beşiktaş devreye girince tercihim burası oldu.


Bu da ilginç bir tercih aslında. İnsan Bundesliga'da şampiyonluğa oynayan bir takımın daha cazip olabileceğini düşünüyor. Üstelik sen Almanya'da doğup büyümüş bir oyuncusun.


Öncelikle şunu söyleyeyim. Bir ara "Mehmet'in pasaport sıkıntısı var, bu nedenle Almanya'ya gidecek" gibi haberler çıkmıştı. Kesinlikle böyle bir şey yok. 10 yıldır İstanbul'dayım. Arkadaşlarım, ailem, bütün çevrem burada. Bu nedenle ortamımı değiştirmek istemedim. Bir de Ertuğrul Hoca ile çalışma düşüncesi vardı tabii.

Bu arada sen Beşiktaş'ı Schalke'nin üzerinde bir noktada da görmüş olmalısın.


Tabii ki öyle, kesinlikle. Benim kariyerim açısından Beşiktaş'ta oynamak, Schalke'de oynamaktan çok daha önemli.


Birçok takım değiştirdiğin için senin açından Beşiktaş'a uyum sağlamak çok da zor olmamıştır diye düşünüyorum.


Zaten arkadaşların çoğunu tanıyorum. Sağolsunlar beni çok çabuk aralarına aldılar ve burada hiçbir sıkıntı çekmedim.



Sakatlandım, sağ açık oldum


Türkiye'ye ilk geldiğin dönemde seni santrfor olarak tanımıştık ama zamanla orta sahanın sağına yerleştin.


Evet, Türkiye'ye santrfor olarak geldim ve Galatasaray'a gidene kadar da santrfor oynadım. Orada Fatih Hocam bana zaman zaman sağ kanatta görev verdi. Bir futbolcu asıl mevkisinin dışında bir pozisyonda oynatılırsa o mevkiyi sevmez. Ben de sevmemiştim sağ kanadı. Bir santrfor olarak sağ kanatta oynamak zor geldi. Zaten ondan sonra Adanaspor'a gittim ve santrfor oynadım. Sonra İstanbulspor'a döndüm, orada da yine santrfor oynuyordum ama zaman zaman kadroda eksiklikler olduğunda sağ kanatta da görev yaptım. Ancak Samsunspor maçında sağ ayak tarak kemiğim kırıldı. İyileşme aşamasında sağ ayak üstüyle şut atarken ciddi biçimde ağrı çekiyordum. Bu nedenle sürekli sağ ayağımın içini kullanmaya başladım. Haftalar süren o iyileşme dönemde sağ ayak içimi kullana kullana iyi orta yapan bir sağ kanat oyuncusuna dönüştüm.